29.12.2011 - 20:43
Okunma (244)
Yorum (2)
Paylaş

Yazar hakkında :

Kahrolsun Kapitalizm, Yaşasın Emperyalizm (1)

Tarihi süreç içerisinde,insanlık,çeşitli toplumsal sistematik evreleri yaşamıştır. Üretim ve üretim ilişkileri, bu toplumsal sistematiklerin, birbirinin bağrından , birbirini aşarak doğmuşlardır.

Bu toplumsal sistematikleri şöyle sıralayabiliriz.


1- İlkel Kominal toplum.
2- Köleci Toplum.
3- Feodal Toplum
4- Kapitalist Toplum.
5- Emperyalist toplum.

Üretim biçimi ,retim ilişkilerini. üretim ilişkileride üretim araçlarının icadını sağlamıştır.Bunlarda bir üst aşama olan yeni toplamsal sistematiklerin doğuşunu hazırlamıştır.İşte insanlığın kendini sürekli aşarak , ileri değişim  yaşamasının  kaynağı bu  hareketliliğin sürekliliğidir.

İnsanlığın yaşamış olduğu, toplumsal sistematikleri , karınca kararınca incelememizde, yarar olacağı kanısını taşıyorum.

1-İLKEL KOMİNAL DÖNEM


İlkel Kominal Toplum Düzeninde ; barınak mağara,giysi işlenmemiş hayvan derileri, üretimtarzı ise avcılık ve toplayıcılıktır.

Egemenlik kadınlardadır. Yani anaerkil dönemdir.Anaların erkil olmalarının nedeni çocuklarının belli olmaları ve çocukların , bu sebepten dolayı analarını,saymaları ve korumalarıdır. Baba belli değildir.Bir kadın dilediği  erkekle birleştiğinden. çocuklar babalarını tanımamaktadırlar. Sadece analarını tanıdıklarından güç de analarda toplanmaktadır.

Avcılık ve toplayıcılıktan elde edilen ürün ,mağarada ortak olarak tüketilir.Üretim araçları olark,sopa ve taştan yapılı ilkel alet ve araçlar kullanılmaktadır.

İnsanlık için en uzun toplumsal sistem ,İlkel Kominal Toplumdur. üretim araçlarının yetersizliği,sistemin kendini çok uzun bir sürede tamamlamasına neden olmuştur.Yine de matematiğin 'birebir eşleme' yöntemi ile icadı ve kullanımı büyük başarı idi. Müziksel enstroman kullanımı, resim alanındaki aşamalar, kullanılan kelime sayısındaki artışlar bu dönemde olup, uygarlığın gelişiminde temel teşkil etmişlerdir. Aile ve devlet kurumlarının doğuş mayalanması bu dönem sonlarında  olmuştur.

Aile ve devletin doğuşu insanlık için çok ileri aşamalardır. Her ikisinide sizlere  ÖRNEKLEME YÖNTEMİ ile anlatmaya çalışacağım.

1-Ailenin Doğuşu:

Kalabalık mağarada cesaretli, zeki ve sağlıklı bir genç  erkek ve bir de  kız vardır. Birbirlerine aşık olmuşlardır.Erkek sevdiği kız ile başka erkelerin birleşmesini istememektedir. Kız da sevdiği erkek ile diğer kadınların birleşmemesini istememektedir. Her ikiside kafa kafaya  vererek mağaradan kaçıp, kendilerini kimsenin göremeyeceği bir barınak bularak ikili yaşamaya başlarlar.Bu durum başka gençlerede örnek teşkil eder ve ailenin temelleri atılır.

2-Devletin Doğuşu:

Yine 'örnekleme yöntemi' ile devam edecek olursak,bir yaz mevsimi, mağaradan çıkan grup, yaban buğdayı  başağı toplamaktadır.Buğday çok lezettlidir.Aynı zamanda tok tutmaktadır.  Toplayıcı grup içerisindeki üyelerden gayet de zeki olanı,'kışın karlı ve fırtınalı günlerde av yapamadıklarını ve günlerce aç kalışlarını hatırlar. Oysa bu başaklar toplanıp saklansa  o aç kalınan günlerde harika bir yiyecek olarak kullanılabilirdi.' Gruptan ayrılarak bol başak toplar ve o başakları bir hayvan derisine koyarak, mağara yakınlarında muhafazalı bir yerde saklar.

Kışın aç kalınan günlerde de gizlice karnını doyururken diğer mağara sakinleri tarafından  görülür ve dövülerek  buğday elinden alınır.Zeki üye ertesi yaz dahaa çok buğday toplar ve deri torbalara koyarak saklar.Kışın karlı,  fırtınalı, aç kalınan günleri gelip çattığında, mağaradaki güçlü erkeklerden seçtiklerini kenara çeker ve derki  ''Ava gidip risk almanıza gerek yoktur . Bende sizi doyuracak buğday var . Yeterki siz beni ve buğdayımı koruyun'' Bu cazip teklif kabul görür. Ve buğdayı hiç çekinme- den mağaraya getirip yerler.Üstelik itiraz edenleri de döverler. Böylece efendi , korumacı (asker) ve diğerleri olur . Yani tekdüze ve statüsüz yaşayan topluluk üç tabakaya ayrılır. Ertesi yaz, efendi mağara üyelerine herkese yetecek buğday toplatır.Korumalar düzen ve intizam sağlayıcılığı yapar. Ve EFENDİ-ASKER ve KÖLE olarak staüler tamamen belirginleşir. İşte devletin doğuş mayalanması böyle başlar.  Ve bu mayalanmanın gerçek yaratıcısının üretim ilişkisinden kaynaklandığını görüyoruz.

KÖLECİ TOPLUM , İLKEL KOMİNAL TOPLUMUN BİR ÜST AŞAMASIDIR.

KÖLECİ TOPLUM,İLKEL KOMİNAL TOPLUMUN BAĞRINDA DOĞMUŞTUR.

2- KÖLECİ TOPLUM

İnsanlar bu üretim ilişkisinin verdiği dinamizm ile mağaraları terkederek,ovalarda yerleşim yerlerinde toplanarak kulibelerde yaşamaya başladılar. Mağara toplulukları aileleşip,yerleşikleştiler. Efendilerine karın tokluluğuna çalışarak köle statüsü kazaandılar. Efendileri köleleri doyuruyordu. Vijdanlı olduklarından değil, ertesi gün kendilerine çalışabil- sinler diye doyuruyorlardı.

Ancak,İlkel Kominal Toplum Düzenindeki gibi günlerce aç kalmıyorlardı. Canavarlara yem olmuyorlardı. Üstelik mağara yerine kulübelerinde aileleriyle yaşıyorlardı.

Kölelerin yarattığı artı değer olduğu gibi efendilere akıyordu.Efendiler zenginleştikçe lüks barınaklar yapıyorlardı. daha güzel yiyecek,giyecek icatları oluyor. kendileri ve akrabaları sefa içerisinde yaşıyorlardı. Yeni silahların icadı ile köle ve arazilerini koruyor, bunun içinde askerlerine daha iyi bakıyorlardı. Üretim araçları ,  savunma ve saldırı silah ve taktikleri aralıksız gelişiyordu. Bunların gelişimi efendilerin sefası ve sistemin bekası için gerekli idi.

Köleci toplum sisteminde büyük alt-üst oluşumlar ve özgürleşme mücadeleleri yaşanmıştır.Ancak, yeni üretim, üretim araç ve ilişkileri oluşmadıkça sistemin sonlandırılması çabaları boşuna idi...


NOT:Devam edecek...

RIZA PARLAK
30.12.2011 - 14:47
Misafir

Saygı değer hocam kısaca bütün hastalıkların kökeninde MÜLKİYET var desek doğru olacak. Artı değer mülkiyeti beraberinde getirdi. Mutlak birgün biz görmesekte bu geldiği gibi gidecekte. Gerçek eşitlik ve özgürlük o zaman gelecek sanırım.

Halit Seyfi YÜCEL
29.12.2011 - 21:05
Misafir

Eline sağlık abi, oldukça anlaşılabiir bir dil. Hatırlatmalar için teşekürler.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı