12.11.2011 - 19:48
Okunma (3711)
Yorum (1)
Paylaş

Yazar hakknda :

SESLERLE, SEMBOLLERLE İNSAN DOĞAYA DİLİNİ İLAN ETTİ

Doğadaki her ses maddenin titreşmesinden çıkar, dalgalanıp dalga boyu çevresine yayılıp gider. Sıvı maddeler fiziki konumları gereği hareketliliğe, dalgalanmaya bundan dolayı da ses oluşumuna olanaklıdırlar. Gazların akışkanlığı ve basınca uyarlanmaları ile çeşitli sesler ortaya çıkartılır. Katı maddelerin tel, levha, boru durumuna getirilerek titreşimlerinden farklı sesler türetilmiş olunabilir.

 

Canlı varlıklar, maddenin her üç fiziki durumunu bünyelerinde bulundurmuş olmaları onların ses çıkarabilme yeteneğine çeşitlilik, zenginlik, incelik, üstünlük kazandırmıştır. Bundan anlaşılan da canlı varlıkların kendilerine özgü sesleri çıkarıp doğaya yayarak kendilerini sesleriyle kanıtlamaya çalışmalarıdır. Doğada birçok hayvanı çevre yaydıkları onlara has özellik içeren seslerinden tanımış oluruz. İnsanın canlılar piramidi oluşumunun en üst çatısında yer alması, her konumda üstünlüğünün görünmesi, yeryüzünde mükemmelliği kabul edilir olmuştur. Diğer alanlarda olduğu gibi sesler dünyasında da üstünlüğünü çevresine kabul ettirmeyi başarmış olan insanların doğada işitme duyusuna ulaşan sesleri alıp algılamaları, istediklerinde ses tellerini mükemmelliğinden yararlanarak çıkarıp tekrar doğaya sunmaları ile insan dili üstünlüğünü yeryüzüne sergilemiş oldular.

 

“ İlkel toplumlar, da” sesleri tanıma, derleme, günlük iletişimde kullanma “sözlü dili” ön plana çıkarmış oldu. Burada dilin seslerini anlamlandıran, sesleri birleştirip örerek sözcükler oluşturan ferdin kendisidir. Sözlü dilin üreticisi bireydir. Sözcük bireyden topluluğa sunulur, kabul görürse kullanılırdı. Topluluk bireyin ürettiği sözcüğü dil dağarcığına atar, korur, yeri geldiğinde de kullanırdı. Avcılık döneminde avlanan avlar evin önündeki örtme altına taşınır ve orada paylaştırılırdı. Bu örtü altına bir ad vermek gerekiyordu. Fert hemen adı bulup önerdi.”Av” sesine “lu” sesini ekleyerek “avlu” sözcüğünü oluşturup topluluğa sundu. Topluluk “av” sözcüğünü daha önceden öğrendikleri için “avlu” sözcüğünü kolaylıkla dillendirip benimsediler. Dil dağarcığı bir sözcük daha kazanmış oldu. Bu da insanların hür iradeleri ile istedikleri sesleri çıkararak, örerek, birleştirerek, uygun şekilde dizip anlam bütünlüğü kurarak iletişim dilini uydurduklarının kanıtıdır. Yine insan doğada herkesin tanıyıp algıladığı bir sese ek getirip sözcük elde ederek toplumunun dil dağarcığına kazandırmak ister. ”Hav” sesini seçer. Evcil hayvan olan köpeğin çıkardığı “hav” sesinin tüm insanlarca bilindiğinden yola çıkarak “havlu” sözcüğünü türetip çevresindeki topluluğa el-yüz kurulamada kullanılan, bezden dokunmuş olan ev eşyasının adı olsun diye söyler. Toplum bu uyduruk sözcüğü kabul ederek dil dağarcığına atar, koruma ve kullanma koşullarına bağlayıp günlük konuşma diline bir sözcük daha kazandırmanın sevincini yaşamış olurlardı…

 

Birey doğduğunda işitme duyusuna, ses tellerine sahiptir. Lakin dil dağarcığı boş, yazılmamış bir defterden farksızdır. Fert, yaşadığı toplumun mirası olan dilini, o toplumun yetişkinlerinden öğrenerek iletişim ağını kavramış olur. Seslerle başlayan dil, dili kullanabilirlik sürecinde sembolleri tanıyarak yazılı dili öğrenmekle kişide ve toplumda kalıcı etkisini gösterir. Topluma kazandırılan uyduruk sesler, uyduruk semboller; dili yaşatan iki temel öğeyi oluştururlar.

 

Ok işaretini öğrenen bir insan, bu sembolü hedef, yön belirtmede kullanırsa, görsel olarak “ileri” ifadesini bakan her insana anlatmış olur. Uyduruk her sembole ayrı bir ses verildiğinde o dilin kendine has olan alfabesi oluşturulur. Günlük yaşamda sözlü, yazılı dilin birlikte kullanılabilirliği çağımızın gerçeğidir. Bu bağlamda ileri, yeni teknolojilerle donatılmış iletişim araçlarının yaygın kullanılmasıyla dillerin çok hızlı bir şekilde yayılıp isteyen her insana ulaştırılması sağlandı.

 

Ulusçu, devletçi yönetimler kendilerine üniter dil belirleyip dilbilimcilere “gramer” düzenlemeleri yaptırarak seçtikleri dili, örgün eğitim uygulamalarında geliştirip yaymaya başladılar. Sanayi Devrimi ile hareketlenen İngiltere Devleti; başta bilim, ticaret olmak üzere her konuda İngilizceyi geliştirip tüm dünyaya yaymayı başarmıştır. Bu konuda Diğer ulusların ve toplumların dillerine sevgiyle yaklaşmışlardır. Hatta hoşlandıkları bazı sözcükleri kendi dillerinde kullanmışlardır. İngiltere’nin dilde ki başarısı bu gün İngilizceyi bir milyon sözcükle dünyanın en geniş dili yapmıştır.İlginç bir dil başarısı da Çin Devletinde görülmüştür.Nasıl ki müzikte sekiz notaya her dilden şarkıların sözleri uyarlanabiliyorsa Çinililer de alfabelerinde varlıklara,kelimelere önemli semboller vererek alfabelerini yukarıdan aşağıya doğru okunacak şekilde listelemişlerdir.Sembolde teklik sağlanırken seste serbestlik tanınarak çoklu bölgesel ifadelere hürriyet tanınmış olması,yazılışı aynı olan bir sözcüğün ülke içinde altmış ayrı sesle seslendirilen tek sembolle yazılması ilginçtir.Sembollerde teklik,söylencesinde ise çokluk,Çin Dilinin ahenkli temelini oluşturdu.Tek sembolle yazılan bir hece,ayrı bölgelerde altmış kadar ayrı seslerle okunup seslendirilmiş oldu.Günümüzdeki demokrasi işlerliğinde bilimsel düşünceyle,insanın çevresinde konuşulan dillerden istediğini öğrenip kullanmasında hür olması temel hakkıdır.İlk öğrenilen ana dil de ikinci bir dili öğrenmeye çığır aşmış olmalıdır.Çok sesli,çok dilli,aydınlık bir gelecek hepimizin olsun…

 

12.11.2011-Ali ÇIPLAK-Mersin

mehmet ali çabuk
15.11.2011 - 22:16
Misafir

Evet. İnsan dilini tüm doğaya ilan etti. Haz duyulası bir derinliğe, örgü yoğunluğu edebi bir tarzda işlenerek yerleştirimiş. Sunumu zor bir konu, ustalıkla kolaylaştırılarak algılanabilir hale getirilmiş. Yazıyı okuduktan sonra sitemizin seviyesi güvenimi arttırdı. Sn. Ali Çıplak Bey; sağ ve varolun


(Gvenlik in Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Says