20.10.2012 - 20:53
Okunma (3130)
Yorum (3)
Paylaş

Özel Röportaj : Mehtap ve Kemal DÜZOVA

 

SitemizdeAtmaneki aşireti ileri gelenleri ile röportajlar yayınlamaya devam edeceğiz. Bu sefer beşinci röportajımızı ATMANEKİ  AŞİRETİ ileri gelenlerinden ve aynı zamanda siyasetçi Mehap DÜZOVA ve eşi işadamı Kemal DÜZOVA Beyefendi ile yapma mutluluğunu yaşadım.


Kemal Düzova Beyefendi’nin ailesini şahsen tanırım. Babası rahmetli Gülağa Dözova aynı zamanda arkadaşım ve dostumdu. Bu vesile ile tekrar rahmetle anma imkanı buldum. Mehtap Düzova Hanımefendi ile yakın zamanda tanıştık. Kendilerini çok donanımlı ve o kadarda içtenlik dolu olduğuna şahsen tanık oldum.


Bir gün önce Sn Şaban Erdoğan Beyefendi ile görüşüp röportaj yapacağımı telefonla kendilerine bildirdiğimde, ‘Tanıdığımız olur’ deyip, uçaktan iniş saatini sormuş ve çok sağolsunlar, havaalanından bizzat almışlardı. Topkapı’daki ‘’Saklıbahçe’’ ye getirmişlerdi. Ve  Şaban Beyefendi ile röportajı ,Sn. Ali Bozdağ ve Adnan Güçlü Atmanoğlu  olmak üzere aynı atmosferde yapmıştık. Röportajı hep beraber aynı atmosferde bir aile ortamı etkisinde yapmıştık.


Mehtap  ve Kemal Düzova çiftine ‘’Sizinle röportajı nerede yapacağız?’’ Diye sorduğumda, ‘’Tabi ki evimizde yapacağız’’ Dediler. Bundan büyük haz duydum. Aşiretlimin evinde konuk olmak çok tatlı bir atmosfer yaratıyor. Bu yaşanılması gereken muhteşem bir duygu. Öz kardeşimin evinde konuk olmuş gibi bir hava içerisine içeri adım atar atmaz girdim. Akşam yemeğini beraber yedik. Hoş sohbet ettik.


-Mehtap Hanım siz aşiret kızı mısınız?

-Hayır, ben Tokatlı’yım. Babam jandarma assubayı idi. Onun için Türkiye’nin değişik yerlerini dolaştık.Birçok kültürü Anadolu’nun değişik yerlerinden alarak büyüdüm. Çaziantep’te doğdum Çatalca’da  ilkokulu ,İstanbul’da ortaokulu, Malatya’da liseyi, Ankara’da üniversiteyi bitirdim.

-Kemal Bey aşiret çocuğumusunuz.?


-Evet, Malatya’daki  Yukarı Atmalıyım (Atmé Jor).Köyüm  bu aşirete bağlı Alxasan (Alhasuşağı) ve Gülağa Düzova’nın oğluyum. Aşiretsel olmamakla babamın kişisel durumlarından olacakki ,ağa ünvanı ile anılırdı. Misafiri çok olurdu. İnsanlarla diyalogları sanırım bu ünvanın verilmesinde etken oldu. Babamın  ağalığı almaya değilde genellikle vermeye yönelik bir yapıda idi.


-Mehtap Hanım kendi köyünüzü hatırlayabiliyor musunuz?


-Kendi köyüme gittim ama . Babamla gittim.Babaannnemi ,dedemi ,akraba ve komşularımızı hatırlıyorum. Çok da etkilendim ve içimde yaşatarak bu etki ile bu yaşıma geldim.Ben 1962 doğumluyum . 1968 den sonra köyüme gittiğim zaman köy çocuklarına şeker götürürdük ve birde şehir ekmeği götürürdük. Bunlar çok özel hediyeler olarak kabul görürdü.Köye giderken babam araba tutardı. Köye girdiğimizde bütün köy çocukları toplanır ve arabanın arkasına takılırlardı. Bir günde diğer çocuklarla koyun yaymaya gittim. Sonra baktım herkes koyun sağıyor. Bende sağmaya başladım ama çok az süt çıkarabılmiştim.  Bende sütüm çok olsun diye içine su doldurdum.Sütüm tuhaf bir renk aldı. Eve geldiğimde babaannem duruma güldü ve beni alıp ,öptü ve sevdi. Sonu çolarak köyümü sadeliği ve güzelliği ile anıyorum.


-mehtap Hanım , köyünüzün çevresinde köylerin adını biliyor musunuz.


-Hayır bilmiyorum.


-Mehtap Hanım bir aşiretli ile aşireti olmayan birinin evliliği sizce nasıl?


-Gayette güzel. Ama benim ailemde okumaya çok önem veren aydın bir aile. Babam köyümün ilk okuyan insanlarından. Ayrıca Anadolu’nun değişik yerlerinde yaşamam sebebi ile Türkiye kültür dokusuna yabancı değilim.


-Kemal bey siz Atmé  Jor köylerinin adlarını biliyor musunuz?


-Evet, benim çocukluğum köyde geçti. Atmé jor’un köyleri Qadaberyon, Komırlıxyon, Alxasan, Goğacyon, Goçaryon, Raşon, Şotıkon, Bırkon,Qınıxon, Sığırciyon, Ayrıca Alxas’ların yedi mezrası ve  Şotıkon’unda yirmisekiz mezrası var. Çocukluğum onyedi yaşına kadar köyde geçti. Babam otuzüç sene kesintisiz muhtarlık yaptı. Ayrıca kamyon ve otobüs işletmeciliğimizden de dolayı bizim evimize misafir olamayan Atmalı hemen hemen yok gibidir. Bu sebepten dolayı da olsan herkesi tanırım.


-Kemal Bey siz kaç doğumlusunuz?


-1959 doğumluyum. Ama 1960 resmi.

-Peki, Atmé Jor’da ağalık hangi ailede idi.?


-Şotıkon  Köyü’nde ‘Çıplak’ ailesi, ve Alxasan Köyü’nde de bizim ailede idi. Bizim aile burada bir varklılık gösterir. Ağalık dedem Mehmet Rıza’dan başlayarak devam eder. Ama Çıplak ailesinin daha eskilere dayanır. Ama şunu kuvvetle belirteyim ki asıl ağalık ‘Çıplak’ ailesinindir. Bizim ‘Düzova’ ailesinin ise dedemden sonraki bir olaydır.

- Şotik’ten , ayni Çıplak ailesinden hatırladığınız yada bildiğiniz aşiret reisi var mı?

-Mehmet Mustafa ve Selahattin Ağaları tanırım. Bir de Kemal Bey’i bilirim. Yani Mehmet Mustafa’nın oğlunu.


-Mehtap Hanım ,yöresel kız isteme yada düğün adetlerini bilir misiniz.?

-Yöresel bilmem ama Türkiye genel adetlerini bilebilirim.


-Kemal Bey, siz yöresel kız isteme ve düğün adetleri için ne diyeceksiniz.?


-Evet , bilirim. Kız isteme şöyle idi  hatırlayabildiğim kadarı ile, Damat adayının akrabaları toplanır. Kız evine gidilir. Allahın emri ile kız istenir. Burada tekdüzeliği bırakayımda düğün adetlerimizde  üç  önemli olay var. Birincisi ‘kok’ (davetiye),ikincisi düğün soytarısı, üçüncüsü ise davetli karşılama.

 


Bunlardan birincisi kok:  Düğün tarihi ve aynı zamanda davet bildirimidir. Bu işi yapacak olan kişiye çok sayıda elma verilir. Bu kişide önce düğün sahibinin köyünde her eve uğrar. Davet için her eve bir elma verir ve ardından tarih bildiren konuşmasını yaparak herkesi dolaşır. Sonrada tüm aşiret köylerini gezerek aynı işlemi yapar.Kok dağıtıcı sayısı bazen birden fazla kişi de olabilir.

 


İkincisi ,düğün soytarısı: Önce davul ve zurnacının köyüne giderek davul ve zurnacıyı davet eder ve beraberinde , düğün olacak olan köye davul ve zurna eşliğinde girer.Artık düğün başalamıştır. Davulcuya verilen parayı alır, oynayıp zıplayarak , parayı veren kişiyi onore eder ve bağırır ‘’Falanca kişi..! Falanca kişi..! Avucunan para harcar. Kesesine berekeeeeeeettt..! ‘’ diye bağırır.

 


Üçüncüsü de karşılamadır: Gerek düğün sahibinin köyünden gerekse de dış köylerden , bir davetli grubun geldiği haberalınınca davul zurna eşliğinde davetlilere karşılama havası çalınarak toplu karşılama yapılır. Davetliler karşılamanın şerefine silah sıkarlar. Karşılayıcılar da bu şerefe şeref katmak için silah sıkarak karşılık verirler. Bu olay çok heyecan verici olup kaybolmaması gereken bir adetimizdir.


-Alxasan  Köyü’de gurbetçi çok mu. Gittikleri yerlerde genellikle ne iş yaparlar?


-Alxasan’ın asıl yerleşim yeri , Yani ilk köy tamamen boşalmıştır. Yani tek bir ev bile kalmamıştır. Sadece mezralarda az sayıda nüfus vardır.Hepsi gurbettedir. En çok yerleştikleri yerler, ilkönce Arapgir idi. Sonra , Arapgirden de göç ettiler. Malatya, İstanbul ve birazda avrupa’ya gittiler. Çoğu kendi işini yapar . Göçün sebebi sadece ekonomik değildir. Alxasların bir farklılığı vardır. ‘’Benim dediğim doğrudur. Ben yönetirim’’ gibi bir mantıkla yaşarlar. Bu da geçimsislik doğurduğundan , huzursuzluklarda göç etmeye etki etmiştir.Eskiden büyük olayların yaşandığı köyümüzde şu anda nüfus azlığı ortalığı durultmuştur. Asıl ilk yerleşim yeri Alxasan’dan önce  ‘’maléqavn’’ (eskievler) köy yeridir. Öyle bir yerki. Tam Göl Dağın’a (Çiyaye Golle) gömülmüş gibidir. Sanki saklanmak için orası seçilmiş. Çok yakınına gittiğinizde bile o eski köyün yerini göremezsiniz.


-Köyünüzde komşuluk ilişkiler nasıldır?

-Bu konuda Alxasanları ayırmak gerekir. Bizde sosyal yardımlaşma ve dayanışma çok azdır.Ama komşu köyümüz olan Komırlxyon’da en üst düzeyde sosyal dayanışma ve yardımlaşma vardır. Hatta annem daima imrenirdi. ‘’Keşke bizde de onlar gibi bir yardımlaşma ve dayanışma olsa’’ Derdi.Bizde ise daha çok hükmetme öne çıktığından bu özellikler kaybolmuştu.Kısacası ailede sert rüzgarlar komşuluk ilişkilerini zayıflatmıştı.

-Mehtap Hanım , bu sert aile sizinde aileniz oldu.Siz olayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Benim babamın köyünde yardımlaşma ve hoşgörü izlemiştim. Eşimle bu değerlendirmeleri yaparken birgün demişti ki, ‘’Ben üniversiteyi kazandığımda bazı aileler ,keşke kazanmasaydı.’’  Ben  buna hayret etmiştim. Çünkü benim babamın köyünde olsa herkes sevinirdi.


-Kemal Bey eskiden köyünüzde kan davaları  var mıydı?


-Duyduklarıma göre Aşirette en çok olay yaşayan köy , bizim köyümüzmüş.Evet, eskiden çok olaylar yaşanmış ama şimdi durulmuş durumda. En son 1975 teki  olay ise aileminde içinde bulunduğu  ve  onüç kişinin yaralanıp kimsenin ölmediği olaydan sonra bir daha önemli bir olay olmadı. Şükürler olsun.


-Mehtap Hanım dün Şaban Erdoğan Bey ile röportaj yaparken, arada ‘yanlızlık’ konusunu çok güzel işlemiştiniz. Terar değinir misiniz.?

-Köydeki çocuklar ortamın verdiği olanaklardan dolayı yalnızlık yaşamıyorlar. Köyden gelip,  gecekondu tipi yerlerde bir arada yaşayan çocuklarda pek yalnızlık yaşamıyorlar. Ama zenginlik uğruna bir takım sözüm ona güzel yerlerde yaşayan ailelerin çocukları çok yalnızlık çekiyorlar. Bu tip aileler para kazanırken çocuklarını kaybettiklerinin farkında bile değiller. Size öğretmenliğimden örnek vereyim. Bir öğrencim okulda çok sessiz davranıp ayreten sınıfta ders esnasında sürekli uyuyunca annesini çağırdığımda, ‘’Bizim işimiz yoğun çocuğumuza zaman ayıramıyoruz ‘’Demişti. İkinci bir örnek vereyim. Yine zengin bir aile çocuğu ile ilgilenmediğinden vicansal rahatlık için hergün 100 dolar harçlık verıyordu. O çocuk ruhsal doyum bulamadığından uyuşturucu kullanmaya başlamıştı. Dün siz vakıf kurma ve bir arada olma konusunu işlerken düşünmüştümde bu durumda aileler de yakınlaşacağından çocuklarda yalnızlıktan kurtulur fikri bende çağrışım yapmıştı. Yanlızlık hem büyükler ve hemde çocuklar için çok kötü. Onun için örgütlenmeniz ve bir araya gelmenizi destekliyorum.



-Kemal Bey ,Malatya’da bir toplantı yaptık. Ağrı’da da yaptık. Baykan’ı es geçtik. Seneye Maraş’ta en az beşbin kişi toplanacağız. Adım adım festivalleşmeye gidiyoruz. Bütün bunlar hakkında neler düşünürsünüz?

-Malatya’daki toplantıya katıldım. Ağrı’ya gidemedim.  Çünkü eşim o sırada millet vekili adayı idi ve seçim çalışmalarında yalnız bırakamazdım.Baykan’a gidecektim iptal oldu. Bu tür toplantılara vakit buldukça katılacağım.Ayrıca bu toplantıları canı gönülden destekliyorum. Maraş’taki toplantıya mutlaka gideceğiz. Gideceğiz çünkü, oradaki kültürle kendi kültürümüzün kıyasını yapacağız. Gideceğiz çünkü, insanımızı, yaşlılarımızı göreceğiz. Akrabalarımızı görüp onlarla bir gün yaşayacağız. Özlem gidereceğiz.İnadına bir araya gelip, kucaklaşacağız. Örgütlenmenin canlı hazırlıklarını yaşayacağız. Gideceğiz çünkü, bize gitmek yakışır.


-Mehtap Hanım, Malatya, Ağrı toplantılarının verdiği motivasyon her ne kadar Baykan’da söndü ise de , gelecek yaz Maraş’ta toplanacağız.En az Maraş’ta beşbin kişi toplanacağız. Ondan sonrada her yıl aşiretin bir bölgesinde gezici, yani seyyar festivaller yapacağız. Bu festival fikrimizi nasıl buluyorsunuz?

 

-Çok güzel olur. Destekliyorum. Festivalin yapıldığı bölgenin ürünleri tanınır.İnsanlar kucaklaşır,kültürlerini yaşarlar. Birbirlerini daha iyi tanırlar. Bu birlikteliğin getireceği örgütlülüğü kurarlar. Örgütlülük ise güç  demektir. Yani daha güçlü olurlar. Eşimle beraber bu festivallere katılmaktan büyük bir sevinç duyacağım.


-Aşiretimiz çocuklarının eğitim sorunları sizce nelerdir? Siz bir köyden ,Türkçe bilmeden, anadiliniz Kürtçe’den yola çıkarak Ortadoğu Teknik Üniersitesini bitirdiniz.Buradan yola çıkacak olursak, karşılaştığınız eğitim sorunlarını anlatır mısınız?


-Çocukluğum köyde geçti. 1970 te köyümüzde yeni açılan ilkokulunu,1973 te Malatya Atatürk Ortaokulunu, 1976 da Malatya Atatürk Lisesini, 1983 te de Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ni bitirdim (Makine mühendisliği bölümünü).


-Ben inşaat fakültesi biliyordum.

-Hayır, inşaatçı olduğumdan yola çıkarak bu intibaya varıyorsunuz. Ama kısmen inşaatçıyım , kısmen makinacıyım.


-Evet, ama inşaatçısınız.

-Eğitim sürecine gelince, anadil Kürtçe olduğundan tabiî ki Türkçe eğitimde zorlanmalar oldu.Ama köyde bunu aşmak kolay oldu .Ancak, ortaokul ve lise yıllarındakonuştuğum Türkçe kaba geldiğinden bir takım zorlamalar yaşadım. Bu zorlamalar beni belli bir dönem içime kapanmaya kadar götürdü. Sınıfta dışlanmaya kadar vardım. Çok güçlükler yaşadım. Gerek dil , gerekse inançsal yapımdan dolayı kavgaya varan süreçler yaşadım.İşin gerçeği şu ki her Kürt çocuğunun başından geçen , benimde başımdan geçti. Aslında Türkçe okumak ve öğrenmek zorunda deüilim. Ama öğrenmek zorunluluğu ile karşıkarşıyasınız. Çünkü öğrenmeden eğitim yapamıyorsunuz.Bu yüzden Türkçe’ye karşı bir antipatim var.

-Türklere  karşı antipatiniz var mı?

-Hayır. İşte bu asla olamaz. Çünkü bende din,dil,ırk gözetmeyen, tüm halkların kardeşliğine dayalı bir bir anlayış var.


-Bu arada bir Türk kızı ile evlenmişsiniz. Bir  Türk kızı sizi sevmiş, hayatını size adamış, size çocuklar vermiş.


-Ama bende Türk, Kürd ayırımı yok ki.Tüm insanların eşit olduklarına inanıyorum.Eşim başımın tacıdır.Türk veya Kürt olması fark etmez evlenmek için.Eşim bana , bende eşime layık olabilmek için tüm gerekleri yerine getirdiğimize inanıyorum. Ben bu konularda asla ayırımcı düşünemem.Tersini düşünmek ise ilkellik olur.


Geçmişte büyük bir hayat mücadelesi verdim, Onun için birtakım sosyal faaliyetlerden uzak kaldım.Şu anda daha rahatım . Kürt kültürünün gelişimine zaman ve olanak sağlamak istiyorum.


-Mehtap Hanım siz eğitim döneminizde güçlükler yaşadınız mı?

-Hayır , ben çok rahat okudum.Kemal Bey’in yaşadığı sorunları yaşamadım.

-Evet ,Kemal Bey ,Mehtap Hanım pek bir zorluk yaşamamış.

-Bu ülkede hem Kürt, hem de Alevi olarak doğarsanız hayata iki,sıfır yenik başlamış olursunuz.

-Mehtap Hanım siz sünnü müsünüz?

-Ben Aleviyim. Ama yetişirken mezhepsel ayırımların farkına varmadan büyüdüm. Ailemiz bu gibi konuları bize işleme gereği bile duymamıştı.


- Tüm Atmiler 03-11-2012 tarihinde İstanbul’da toplanarak , bir vakıf kurmak istiyorlar.Bu gerçekten çok önemli bir olay. Bu konuda neler düşünürsünüz?


-Sistem bireyleri yalnızlaştırmış.Ekonomik sorunlarını halledenler bile çok önemli sorunlarla karşı karşıyalar. Çünkü bin yılların kültürü yerine kendini ama sadece kendini düşünen bireyler aslında çok rahatsızlar. Çünkü ATA KÜLTÜRÜne  uzak kalmış.Kökünden kopmuş. Bu sistem sizden yararlandığı sürece size belli bir ilgi gösterir. Ancak ,artık işe yaramadığınızı görünce, kaldırıp kenara atar. İşte kapitalist modernite. Demokratik modernite olsa amenna. Bu durumda kişilerin mutluluğu söz konusu olmaz. Bu durumda, devlet hukukunu değilde, toplum hukukunu öne çıkarmak ve bu hukuku insanımızın mutluluğu için yaşamak gerekiyor.Bu açıdan yapılacak olan toplantının büyük yararına inanıyorum. Birleşmeli, birlik içinde hareket etmeli, kaynaşmalı diye düşünüyorum.Ancak bu işi yaparken ayakları tam yerine koymalı. Çok acele edilmemeli. İş sürecini çok bilinçli örgülemeli. Sindire sindire gitmeli. Çok acele yapılırsa, hata yapma oranı artar. Sonra da telafisi zor olabilir. Bu açıdan atılacak her adım, bilgili ,ilgili insanlara danışılarak atılmalı. Binanın temelini doğru atarsak , bina sağlam olur.


- Sizce vakıf örgütlenmesi nasıl olmalı ve vakıf gelirleri nasıl elde edilmeli?


-Bu koşullarda köy derneklerinin fonksiyonları bitti. Artık köy dernekleri ile kimse bir yerlere varamaz. Köy derneklerinin yavaş yavaş kendilerini kapatarak vakfa katılmaları gerekir . Belki hemen olmaz ama süreç içerisinde olması gerekendir. Bir takım insanlar vakfa karşı çıkacaklardır. Bazı yersiz gerekçeler sunacaklardır. Bunları fazla önemsememek lazımdır.Oyunbozanlıklarda olacaktır. Tüm bunlara hazır olmak lazımdır diye düşünüyorum.

 


Vakfın devamı için finans gereklidir. Bu finans sorununu giderici çalışmalar yapılacaktır. Tabi ki bağış çok önemli. Ama tamamen bağışlara dayalı bir sistem başarısızlık yaratır. Üyeler olmalı. Aidatlar sürekli akmalı. Bir başka gelir ise işadamlarımızın ticarete dayalı bir mekanizma oluşturarak sağlanabilir. Örneğin; bölge ürünlerinin satılacağı marketler olabilir. Hem istihsam sağlanır ,hem  de bir gelir elde edilir. Bunlar arkadaşlarla konuşulup bir sonuca ulaştırılır.


-Bir önceki seçimlerde Mehtap Hanım’ın CHP’den bir millet  vekilliği adaylığı var.Bu konu hakkında bir genel bilgilendirme yaparsa memnuniyet duyarız.

-Ben bir emekli öğretmenim. Sonradanda bir küçük dersane açtım ve çalıştırıyorum. Şu anda da CHP il başkan yardımcısıyım. Emekliye ayrıldıktan sonra ülkemdeki gidişin seyrine baktım ve bir rahatsızlık duyduğum için siyasete atıldım. İnsanların ezilmediğini, haksızlıklara uğramadıklarını düşünseydim, siyasete atılmazdı. Aslında ben biraz amatör siyasetçiyim , yani siyasetin gereklerini yaparak yaşayarak öğreniyorum ve bu bu konuda bir haylide mesafe aldım sayılır. Ataşehir’de siyasete abşladım. Daha sonra Ataşehir’in her bir aşamasında çalıştım. Sonra CHP il kadın kollarında eğitim sekreterliği yaptım. Ve millet vekilliği aday adayı oldum. Şu anda il başkan yardımcılığı görevimi yaparken sadece çalışma odaklı bir politika yapıyorum. Sadece bana verilen görevleri en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Ve bunu gerçektende yüreğimle yapıyorum. Ülke sorunlarının CHP’nin iktidara gelmesi ile çözüleceğine inanıyorum. Bu sebeple partim içinde canı gönülden çalışmalara katılıyorum. Siyaset beni bir yerlere getirsin diye siyaset yapmıyorum. Böyle bir kaygım asla yok. Bir vatandaş olarak, ülkem insanının daha iyi yerlere gelmesi için siyaset yapıyorum. CHP  iktidarıdır gayem.


-Önümüzdeki seçimlerde tekrar aday olacak mısınız?


-Benim adaylığım hiç önemli değil.Aslolan CHP ‘nin iktidar olaması.Yoksa biz bireylerin bir  yerde olup olmaması değil. CHP’nin ülke sorunlarına çözüm getireceğine  inanıyorum. İşsizliğe çare olacağına, refah düzeyimizi arttıracağına, özgürlükleri genişleteceğine,herkesin din ,dil ve düşünce özgürlüklerini rahatlıkla kullanabileceğine inandığım için bu partideyim.


-Mehtap Hanım, 03-11-2012 tarihindeki vakıf kurma toplantımıza katılacak mısınız.

-Tabi , katılacağım. Bende  Atmi Aşireti ailesinin bir ferdiyim. Hatta yapabildiğim kadar da vakfa hizmet de edeceğim.


-Atmi Aşireti bu tavrınızdan gurur duyar.


-Kemal bey buyurun.


-Köylerin boşalmalarını önleyici tedbirler de alınmalı. Şimdilik kısaca açıklayayım. 32 ilimizin ürettiklerini pazarlamayı düşünsek , hem köylerimizdeki aşiretlimize katkımız olur. Hem şehirlerde yaşayanlara nisbi istihdam olur. Hem de kazanç elde ederek vakfımızın hizmetine sunarız.

 


-Aşiretlimizin bir hayali var.Büyük bir kültürel amaçlı bina yapmak. İçinde konferans salonu,kapalı spor alanları,cafeler,lokantalar, atölyeler, derslikler ,bürolar ,otel ve hatta radyo ve TV’si de olan bir ortam gerçekleşebilişr bir ortam mıdır?

-Hayal güzel. Gerçekleşebilir mi? Evet .Neden gerçekleşmesinki.? Ancak sindire sindire yürümeli. Küçükten büyüğe doğru gitmeli. Çok aşırı zor işlerin altına gireceğimize gücümüzün yettiği işleri  sıra ile yaparsak,birde bakacağızki zor sandıklarımız da bitmiş.


İlk etapta iki tane büromuz olamalı.Biri Avrupa , diğeri Asya yakasında. Sonra ya satın alma yada kiralama yoluyla büyük ve esaslı bir yer seçimimiz olur. İş adamlarımızı aniden büyük sorumlulukların altına atmamalıyız. Herşey zamana yayılarak sindire sindire ,adım adım olmalı diye düşünüyorum.


-Söylemek istediğiniz son bir şey var mı? Mehtap Hanım..!


-Çok teşekkür ederim. Evimize kadar geldiniz. Bize şeref verdiniz.


-O şeref verdiniz efendim. Beni çok iyi ağıladınız. İçtenliğinize çok teşekkür ederim.


-Kemal Bey sizin son bir sözünüz var mı?


-Teşekkür ederim. Başarı diliyorum.



RÖPORTAJ: Mehmet Ali Çabuk.

Keyword : Özel Röportaj : Mehtap ve Kemal DÜZOVA haberi , Özel Röportaj : Mehtap ve Kemal DÜZOVA oku , Özel Röportaj : Mehtap ve Kemal DÜZOVA konusu , Özel Röportaj : Mehtap ve Kemal DÜZOVA hakkında , Özel Röportaj : Mehtap ve Kemal DÜZOVA manşeti , Özel Röportaj : Mehtap ve Kemal DÜZOVA perde arkası , Özel Röportaj : Mehtap ve Kemal DÜZOVA olayı , Özel Röportaj : Mehtap ve Kemal DÜZOVA son dakika , Özel Röportaj : Mehtap ve Kemal DÜZOVA

mehmet ali çabuk
22.10.2012 - 21:14
Misafir

Sevgili kardeşlerim; Biz Atmi/Atmaneki Aşiretlileri çok da demokrat insanlarız. İnançlara saygımız sonsuzdur.Her insan inancını özgür yaşamalı. İnancını özgür yaşayamayan her kim varsa biz onun yanında omuz omuzayız. Çünkü Atmi/Atmaneki Aşiret kültüründe haksızlığın karşısında olmak ve haklının yanında olmak ve dik durmak vardır. İstanbul'da Cemil Kurt kardeşimizin evine misafir olmuştum ve çok sayıda misafir geldi . Çok güzel kaynaştık. Mesajlarımızı gönülden alıp verdik. ve ben cemaata bir soru sordum. Dedim ki ''Şimdi beni sevdiniz mi? Bir cevap istiyorum'' ''Evet kanımız kaynadı sanki bir akrabamızı uzun süre önce gçrdük'' dediler. Bende dedim ki ''İyide ben aleviyim'' dedim. ''Ne olursan ol, biz seni sevdik ve sen

İsim Soyisim.
21.10.2012 - 08:19
Misafir

sayın hocam;bızı aşiretımızden olan ınsanlarla boylesıne bır yakınlık ıcıne sokmanız cok guzel,sorularınız cok naıf verılen cevaplarda bı okadar samımı bunu hıssetmemek mumkun degıl,bu konuda hemsıze,hende sayın duzova aılesıne teşekkurler...

Mehmet Mert
20.10.2012 - 22:55
Misafir

Sünnî bir Atmalı olarak aşiretimizin mezhep ayrımı yapmadan kucaklaşmasını, birlik ve beraberlik yolunda iyi niyetli adımlar atmasını takdirle takip ediyorum. Bu çalışmaların hayırlı sonuçlar vermesini Allahu Teala'dan niyaz ediyor, ilgi ve heyecanla takip ettiğim röportajlarından dolayı Mehmet Ali beye çok teşekkür ediyorum.


(Gvenlik in Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Says