15.08.2011 - 21:29
Okunma (270)
Yorum (0)
Paylaş

Yazı Dizisi: Dağlarında Irzına Geçerler (1)

DAĞLARIN DA IRZINA GEÇERLER; (1)

Bu mu Alevi Açılımınız?

 

“Alevi açılımı yapıyoruz, dediler. Buymuş demek ki açılımları. Alevilerin sırtını dayadığı, sığındığı, suyunu içip barındığı güzelim dağlarının karnını yardılar. Hakikaten, iyi açtılar…” diyor Alevi dedesi, aynı zamanda CEM Vakfı (Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı) Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan.


Öğretmen Metin Topal, telefon ediyor. Azzet bibiyi de alıp kendi köylerine götürmek istiyor bizi. Köyün sorunlarını yerinde görmek, görüntülemek üzere yola çıkıyoruz. Malatya’dan otuz kilometre uzaklıktaki Cumhuriyet Örnekköyünün yanından güneye, dağa doğru tırmanıyoruz.

 

Azzet bibi, hangi yana bakacağını şaşırmış durumda. İkide bir aracı durduruyor. Metin Bey’e dönüp: “Gardaş, ben de köye gediyik. Püfür püfür yeller esecek. Guşlar ötecek. Dereler çağıldayacah. Sögütlerin, gavahların kölgesinde canımız diynenecek saydım. Bizi Tahrir Meydanı’na getireceğini söylemedin çağam. Şavaş, yanı başımızdaymış da habarımız yohmuş.” diyor.

 

Cumhuriyet Örnekköy’den dağlara doğru çıkarken her kilometrede bir şantiye ile karşılaşıyoruz. Malatya- Adıyaman karayolunun hemen yanında Norm Taş Ocağı tabelası görünüyor. Makineler, harıl harıl çalışıyor. Her yan toz duman içerisinde. Biraz ilerliyoruz Malatya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü Konkasör Şantiyesi tabelasıyla karşılaşıyoruz. Şantiyelerin içinden geçerek ilerliyoruz. Yolda yoğun bir damperli kamyon akışı var. Toz bulutu, görüş mesafemizi kısaltıyor. Camları hemen kapatmak zorunda kalıyoruz. Bu toz bulutları, beyaz değil de kırmızı olsa, tüm dağlar, düşman ateşiyle yakılmış sanırsınız.


Güzelim dağların karınlarını deşmişler. Mıcır, kum ve kireç elde ediyorlar. Henüz deşmedikleri yerlerde meşeler var. Demek ki buradaki meşeleri katlettiler. Biçe biçe gidiyorlar. Malatya Belediyesi, Malatya İl Özel İdaresi (Eskiden Köy Hizmetleriymiş), Norm, Sürmeli, Acemoğulları… Anadolu’nun dağlarını, gece gündüz kazıyorlar. Kazma kürekle değil, kepçeyle değil. En kısa yoldan, en az masrafla en fazla kâr etme hırsıyla dağları dinamitliyorlar.


Köylülerin söylediğine göre dinamitin de bir dozu olmalıymış. Bunlar, tonlarca dinamiti patlatınca şantiyelerin 10 km çevresinde ne varsa hepsini, 9 şiddetinde depremle baş başa bırakıyormuş. Güllü Topal: “Daha iki gün önce, 11 Ağustos 2011’de büyük bir patlama oldu. O patlamanın sarsıntısını deprem ölçüm merkezinden alarak baksın yetkililer. Görsünler bize neler yaşattıklarını. Kapılar, pencereler gürültüyle zangırdıyor, duvarlar çatlıyor. Korkudan yüreğimiz ağzımıza geliyor. Toz bulutuysa her yanı kaplıyor.” diyor. Azzet bibi, bu dağlardaki meşeleri koruyanın olup olmadığını soruyor. Çevre ve Orman Müdürlüğü ile TEMA Vakfı aklıma geliyor, onları söylüyorum.

 

BAYRAĞIN ARDINA SAKLANANLAR


“Ha, bülüyüm ikisini de. Hanı, bize mesac atın, beş pangınot bağışlan. Biz sizin adığıza dağlara çam dikek deyenler bunlar deel mi? Sen benim mesac paramnan çam dikeceğine, burada yıllarca çetin şartlarda böyümüş meşeleri goru. Bu yağmacılara izin verme. Bah hele, çam yerine ocağımıza incir dikiyiler.


Hele şu utanmaz arlanmazlara bah hele! Bir de bayrah asmışlar. Bayrağı; vatanını seven, insanını düşünen, ormanlarını goruyan assın. Size nooluyu hırhızlar? Bayrağın ardına sahlanıp da yağmalıyılar vatanı anam. Bunnar gader becerikli soyguncu görülmemişdir.


En vatansever, gendileridir. Gendiler gibi olmayanlar, vatan hayınıdır. He, çoh sevdüğünüz üçün mü yeyisiğiz vatanı?


Bu soygunculara izin verenlere ne diyem? En böyük suç, bu gözelim dağları dinemitleden böyük adamlarda. Neydem, Allah hakkığızdan gele. Sürüm sürüm sürünesiğiz.


Çağam, yüregim dayamnıyı aha bunnarı görmeye. Beni buraya neye getirdiğiz? Öldürecek misiğiz beni? diyor. Azzet bibi, öfkeden kızarıyor, morarıyor.


Cumhuriyet Örnekköy, birçok Alevi köyün birleşiminden oluşmuş. Tek katlı, en fazla iki katlı evleri; evlerinin çevresindeki bahçeleriyle temiz, düzenli, yeşil bir yerleşim yeri. Köyün çevresinde de meyve bahçeleri, özellikle kayısı bahçeleri var. Malatya’ya 30 km, anayol üzerinde. Okuma oranı yüksek, eğitim düzeyi yüksek; ülke ve dünya sorunları açısından bilinçli insanların yaşadığı bir köy. Alevilerin yaşadığı köylerin birleşiminden oluşmuş bir köy.


Dağları, taş ocağı şantiyelerince işgal edildiğinden hayvancılık bitmiş. Dağlara konarak patlatılan tonlarca dinamitin tahribatıyla yer altı suları yön değiştirmiş. Suları azalmış. Bahçe sulamak için sondaj sistemiyle açtıkları kuyuların suları kurumuş. Mustafa Çoban ve Murat Özdemir, kuyularının kurumasına sebep olan şirketleri mahkemeye vermişler. Bilirkişi raporlarıyla tespit ettirerek yargı yoluyla tazminatlarını almışlar. Evinin duvarlarının, taş ocağı şantiyelerinin dinamit patlatması sonucu çatladığını ispatlayan birisi de yargı yoluyla tazminat almış.

 

Şantiyelerden birini mahkeme kararıyla kapattırmışlar. Aynı şirket, bunu kapatmış, 200 metre ileride yenisini açmış. Bunlara yol mu yokmuş?

 

Taş ocağı şantiyelerinin, çevre köylere verdiği zararlar; hayvancılığın sona ermesi, yer altı sularının çekilmesi, konutların çatlamasıyla kalmıyor. Çevredeki tarım arazisini tehdit ediyor. Tehdit, henüz gerçekleşmemiş bir tehlike için kullanılır. Tehdit aşamasını geçmiş. Yıkımı gerçekleştirmiş. Sular çekilmiş. Suyun olmadığı yerde yaşam biter.

 

Not: Yazı dizisi sürecek.

Sultan KILIÇ- Malatya    sultankilic44@hotmail.com

Keyword : Yazı Dizisi: Dağlarında Irzına Geçerler (1) haberi , Yazı Dizisi: Dağlarında Irzına Geçerler (1) oku , Yazı Dizisi: Dağlarında Irzına Geçerler (1) konusu , Yazı Dizisi: Dağlarında Irzına Geçerler (1) hakkında , Yazı Dizisi: Dağlarında Irzına Geçerler (1) manşeti , Yazı Dizisi: Dağlarında Irzına Geçerler (1) perde arkası , Yazı Dizisi: Dağlarında Irzına Geçerler (1) olayı , Yazı Dizisi: Dağlarında Irzına Geçerler (1) son dakika , Yazı Dizisi: Dağlarında Irzına Geçerler (1)

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı